Güllerin Efendisi

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

Güllerin Efendisi

Mesaj tarafından gülesevdam Bir Paz 22 Ağus. 2010, 00:30




Güllerin Efendisi

Esselatü vesselamü aleyke ya RASULALLAHKaynakwh:


Esselatü vesselamü aleyke ya HABİBALLAH
Esselatü vesselamü aleyke ya Seyyidel evveline vel'ahirin. Ve selamün alel mürselin.

Rahman'ın günahkâr, aciz, gâfil, gözü yaşlı kulundan mektup.
Sana mektup yazmak ha!.. Sana seslenebilmek. Sana hasret çekemeden, sana layıkıyla ümmet olamadan. Günahlarımla seni üzerek. Yaratılan her zerremin senin aşkınla yandığını idrak edemeden, utanmadan, sıkılmadan sana mektup yazmak ha!.. Kaynakwh:
Affet YA RASULALLAH (s.a.v.)
Affet sultanım. Cüretimi bağışla.

Bir gün seni özlemiş, sana olan hasretiyle yanmış tutuşmuş bir güzel kul tanıdım, yemek ikram etmişlerdi ona. Rabbim'in nimetlerine hamdederek başladı. Yüzündeki o parlaklık ne güzeldi. Ama gözlerinin altındaki kızarıklık, alnındaki kıvrımlar, sakalındaki bembeyaz kıllar, şakaklarına yağan karlar bir şeyler haykırıyordu sanki YA RASULALLAH. Ümmetinden bir kul, Rahman'ın bir kulu. Gülüyordu çehresi, Nur saçıyordu. Yemek yiyorduk hep beraber, çok lezzetliydi. Dudaklarında daima bir kıpırdama vardı, yemek yerken zorlanıyor zor yutkunuyordu, dertli kul. Yüzüne her bakışımda gözlerinin daima artan ışıltısı dikkatimi çekti. Ve birden ak düşmüş sakallarına doğru iki damla gözyaşını yolculuğa çıkardı. Ağlıyordu ihtiyar amca, gözyaşlarını saklamak ihtiyacı hissediyordu. Ama gözleri coşmuştu bir kere, yemeği bırakıp yanına oturdum. Amca dedim:
- Rahatsız mısınız? Birşeyiniz mi var?
- Hayır evladım iyiyim, sağol, dedi.
- Peki amca, niye ağlıyorsun? dedim.
- Peygamberimiz (s.a.v.) aklıma geldi birden. Onu düşündüm ve ağlayıverdim kusura bakma.

Gözünün yaşını sildi, Elhamdülillah dedikten sonra çekildi sofradan. Kenarda bucakta bir yere oturdu, elinin tersiyle gözlerini siliyordu ve cebindeki mendilini arıyordu. Ben de kalktım sofradan yeni demlenmiş çaydan getirdim ihtiyar amcama. Çayı karıştırırken elleri titriyor ve dudaklarını büzüyordu. Mendiliyle tekrar sildi gözlerini. Çayını içti ve Rabbim'in selamı ile müsaade isteyerek ayrıldı yanımızdan.

Düşünce idrakini yitirmiş bir hal içinde düşünüyordum. Adamcağız yemek yerken seni anıyor ve ağlıyordu YA RASULALLAH (s.a.v.). Sana yakın olmanın verdiği coşkuydu gözyaşları. Senin ümmetinden bir kul. Nasıl oluyor da seni görmeden, kokunu almadan, mübarek ellerini öpmeden sanki yanıbaşındaymışın gibi seninle yaşıyor. Bende anlamalıydım, çözmeliydim bu sırrı.
Seni YA RASULALLAH (s.a.v.) evet seni tanımam, bilmem gerekiyordu. Ashab'ı Kiram efendilerimizin hayatından başladım işe. Onların hayatlarını okuyarak sana ulaşmalıydım YA RASULALLAH (s.a.v.), okudum. Ebu Bekir Sıddîk, Ali bin Ebû Tâlib, Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz. Tâlhâ, Hz. Bilâl, Sa'd bin Ebî Vakkas, Hz. Hamza, Abdullah bir Revaha, Ebu Hureyre, Muaz bin Cebel;Hepsini okudum YA RESULALLAH (s.a.v.).

Şimdi seni okuyorum, Halık'ı zül celâl Rabbim'in sevgilisi, biricik kulu. Senin nur'unun hürmetine var olan ben seni arıyorum YA RASULALLAH (s.a.v.). Ömrümün sonuna kadar her nerede ve ne zaman olursa olsun seni hakkıyla tanıyamayacağımı biliyorum. Ben Senin deven Kusva'ya âşık oldum efendim. Dayandığın hurma kütüğünün yerinde olabilmek için bin canım olsun feda ederdim. Yeter ki inleyeyim, sen beni okşarsın susarım. Yanımdan ayrılırsan tekrar inlerim YA RASULALLAH (s.a.v.).
Ebu Hureyre (r.anh) sıcak bir günün öğle vaktinde evinden çıkıp mescidine gelmişti. Sende oradaydın YA YARASULALLAH (s.a.v.). Açlıktan evlerinde duramayıp mescidine sana koşmuşlardı. Sen de aç idin. Günlerdir bir şey yememiş, açlıktan zayıf düşmüştünüz. Hendek günü karnına iki taş bağlayan da sendin YA RASULALLAH (s.a.v.). Bir deri parçasını temizleyip kızarttıktan sonra açlığını dindiren Sa'd bin Ebî Vakkas (r.anh) değil miydi EFENDİM. Bir hurma tanesini annesine saklayan Ebu Hureyre değil miydi? Bir avuç arpa ekmeğiyle yetinen HA BİBULLAH sendin efendim. Ya ben midemin doluluğunun sarhoşluğuyla seni unutan ben değil miyim? Abdullah bin Revaha (r.anh) gibi elimdeki kemik parçasını fırlatıp "ben hâlâ bu dünyada yaşıyor muyum diyebilir miyim?" Senin ölümünle Hz. Bilâl (r.anh) susmuştu. Bir daha Ezan okumayacaktı. Kızgın çölde kayalar altında inlerken EHAD, EHAD diyerek senin nurunu görmüyor muydu YA RASULALLAH (s.a.v.).
Sana nasıl kavuşacağız bilemiyorum. Günahlarımın derdiyle, hasretinin yangınıyla. Aşkının ateşiyle, sana ümmet olmanın sevinciyle arzediyorum halimi. Sana gelmek var ölmeden önce. Şehrinde narına yanıp kül olmak var. Sana geldikten sonra bir de geri dönmemek olsa (inşa) yanında kalsam, ayak bastığın yerlere gömülsem. Kıyamete kadar yanında olsam. Toprağın altında dahi alırım kokunu YA RASULALLAH (s.a.v.).

_________________
"\En Güzel'e Yar Olanlara Gül'e Gönülden Bağlananlara Güllerce Selam Olsun./"

gülesevdam
Admin

Mesaj Sayısı : 189
Kayıt tarihi : 06/10/06

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz